ŞUBE VE TEMSİLCİLİKLERDEN

ŞUBE VE TEMSİLCİLİKLERDEN (47)

İzmir Bölge Şube yöneticilerimiz ve MYK Üyemiz 'Muammer Sun' hocamız ve Bora arkadaşımızı ziyaret ettiler.

Kültür Sanat Sen İzmir şubesine teşekür ediyoruz.

BİRİMİZ HEPİMİZ HEPİMİZ BİRİMİZ İÇİN!

Değerli basın mensubu arkadaşlar,

Sanatçılar olarak,çıkar ilişkilerinin baş tacı edildiği, uzmanlığın, bilginin, deneyim ve donanımın hiçe sayıldığı, sanatın içine tükürüldüğü, sanatçıya neredeyse ahlaksız gözüyle bakıldığı en şansız, en tehlikeli dönemleri yaşıyoruz.

Bugün ülkemizde onurlu, ilkeli duruşunu koruyabilen,Cumhuriyetin yarattığı çağdaş değerlere sahip çıkmayı sürdürebilen aydınlarımız, sanatçılarımız her zamankinden daha değerli. Her gün yeni bir görevden alma, baskı, sansür, yasaklama kararı duyuyoruz. İşte bu ortamda sanatçılarımızın erdemli duruşunu koruyabilmeleri de çok zor…

Bestecimiz, müzik eğitmenimiz, klasik müziğimizin duayenlerinden Muammer Sun Hocamız, yaşamı boyunca haksızlıklara karşı çıkmayı, mağdurun yanında durmayı, sanatçı onuruyla topluma örnek olmayı misyon edinmiş, erdemli duruşunu koruyabimiş bu ender sanatçılarımızdan.
Bakanlık Senfoni orkestrasının yıllık programından Fazıl Say’ın eserlerini çıkarıp yerine Muammer Sun’unkileri koymak istediğinde tam bir dayanışma örneği sergiledi, eserlerinin çalınmasına izin vermedi.
’’Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için’’ dedi, Fazıl Say’a destek oldu.
Bakanlık tüm ödenekli kurumları bitirmenin, sanat alanlarını kurutmanın yasasını ;TÜSAK tuzağını kurdu. Muammer Sun Hocamız tuzakla savaşmayı görev bildi;bayrak açtı, hepimize önder oldu. Ona minnetimiz sonsuz!
Bugün ustamıza saygımızı sunmak, teşekkür etmek, elini öpmek için Kültür Sanat Sen olarak buradayız.İzmir’den, İstanbul’dan yöneticilerimizle birlikte kendisinden feyz almaya,
önünde eğilmeye geldik.

Ayrıca bugün bir amacımız da turne dönüşü trafik kazası geçiren, 4 aydır hastanelerde tedavi gören İzmir balesi dansçılarından Bora ACAR ZÖNGÜR arkadaşımızı Gata’da ziyaret etmek, moral vermek, tüm sanatçı üyelerimizin iyilik dileklerini iletmek.
Bora arkadaşımızın tekrar dans edebilmesi en büyük isteğimiz…İyilik müjdesini vasıtanızla verebilmeyi diliyoruz.

Değerli arkadaşlar, mağara duvarlarına resim çizen insanoğlu en ilkel çağdan beri sanat yapabilmenin yolunu bulduysa bugünkü engelleyici zihniyetle savaşmayı da başaracaktır. Bunu tek yürek, tek ses olup kenetlenerek başaracağız.
Bugün bir ustamızın ışığıyla aydınlanmaya, bir sanatçımızın elini tutup ona güç vermeye geldik.
Baskılar bizi her zamankinden daha çok kenetledi.
Şimdi tek ses olarak bağırıyoruz: Özgür ve özerk sanat ülkemizin hakkıdır. Bu haktan ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ.

AKÜN VE ŞİNASİ TİYATRO SAHNESİ OLARAK KALMALIDIR!

ANKARA DEVLET TİYATROSU’NUN, AKÜN VE ŞİNASİ SAHNELERİNİN İÇİNDE BULUNDUĞU, YAKLAŞIK 25 YILDIR HALKA TİYATRO HİZMETİ VEREN, KENTİN EN ÖNEMLİ KÜLTÜREL-SANATSAL DEĞERLERİNDEN BİRİ SAYILAN EMEK İNŞAAT AŞ.’YE AİT BİNA EKİM AYI İÇİNDE SATILMIŞTIR.

KENT BELLEĞİNDEKİ YERİ VE SANATSAL HİZMETLERİ AÇISINDAN BU ÜLKENİN “KÜLTÜREL MİRAS”I AÇISINDAN EŞİ BULUNMAZ DEĞERDEKİ BU SAHNELERİMİZİN -KOŞULLAR HER NE OLURSA OLSUN- ASLİ AMAÇLARINA UYGUN BİR ŞEKİLDE DEVAMLILIĞINI SAĞLAMAK    HER ANKARALI’NIN, HER ÇANKAYALI’NIN VE HER SANATSEVERİN GÖREVİDİR.

EMEK İNŞAAT AŞ. YILLARCA MAAŞLARIMIZDAN HAZIR KESİLMİŞ VERGİLERLE OLUŞMUŞ BİR KAMU KURULUŞUDUR. BİNALARI VE KURUMLARI HALKIN MALIDIR. ÖZELLEŞTİRME POLİTİKALARININ EN SON HAMLELERİ İLE AĞAÇLARIMIZ KESİLLİRKEN, SUYUMUZ TUTSAK EDİLİRKEN, İŞÇİLERİMİZ TAŞERON KÖLE TACİRLERİ ELİNDE YAŞAMLARINI YİTİRİRKEN SANAT ALANINDA DA BİR KIRIM YAŞANMAKTADIR. TÜRKİYE SANAT KURUMU YASA TASLAĞI ADINDAKİ BU TUZAK UYGULAMA İLE SANAT ALANI SANSÜR, BASKI VE YIKIMA AÇILMIŞTIR. ŞİMDİ AKÜN VE ŞİNASİ SAHNELERİNE UZANAN BU YIKIMCI ZİHNİYET;  VAN’DA, TRABZON’DA, İSTANBUL’DA, ANKARA’DA VE YURDUN HER YERİNDE FARKLI UYGULAMALARLA ELİMİZDEKİ KÜLTÜREL MİRASI ADIM ADIM YOK ETME GAYRETİNDEDİR.

BİZLER KÜLTÜR-SANAT EMEKÇİLERİ, UZMAN KURULUŞLAR VE SANATKARLAR OLARAK SİZLERİ BU YIKIMA HAYIR! DEMEYE ÇAĞIRIYORUZ. AKÜN VE ŞİNASİ SAHNELERİ’NİN, BU KİRLETİLMEMİŞ SON TOPRAĞIN, BU SÖKÜLMEMİŞ SON ÇINARIN, BU KALBİMİZİN SON VİCDAN COĞRAFYASININ SAVUNUSUNA ÇAĞIRIYORUZ.

15 KASIM 2014 CUMARTESİ  SAAT 19:15'DE ŞİNASİ SAHNESİ ÖNÜNDE BULUŞALI!..

KÜLTÜR-SANAT VE TURİZM EMEKÇİLERİ SENDİKASI ANKARA BÖLGE ŞUBESİ

DEVLET TİYATROLARI SANATÇILARI DERNEĞİ (DETİS)

TİYATRO OYUNCULARI MESLEK BİRLİĞİ (TOMEB)DEVLET TİYATROSU OPERA VE BALESİ ÇALIŞANLARI YARDIMLAŞMA VAKFI (TOBAV)

Etkinliğimize tüm teknik çalışanlar katılabilirler.Katılmak isteyenlerin 15 Kasım Cumartesi gününe kadar temsilcilerimize isim bildirmeleri gerekmektedir.Katılımcılara 6331 sayılı yasanın mevzuatı çerçevesinde eğitim verilecektir.Eğitim sonrası yapılacak bir sınav ile katılımcılara sertifika verilecektir.

Çarşamba, 22 Ekim 2014 18:17

91.YIL CUMHURİYET KOROSU

Yazan

2008 yılından bu yana Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında gerçekleştirmiş olduğumuz Cumhuriyet Korosu Konserlerinin (*) 7.sini, 26 Ekim 2014 Pazar günü, saat 12:00'den itibaren, Ankara Anıtpark'ta düzenliyoruz. 

Eğitimde 4+4+4 dayatması sonrasında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yaygınlaştırılan ve eğitim sistemi üzerinden din ve inanç istismarına dayanan uygulamalar artarak sürmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı eğitimde yıllardır acil çözüm bekleyen sorunları bir tarafa bırakıp, eğitim sistemi üzerinden toplum içinde yeni ayrışmalar ve kutuplaşmalar yaratacak uygulamaları hayata geçirmeye başlamıştır.

Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nde geçtiğimiz günlerde yapılan değişiklikle her lisede ibadethane (mescit) açma zorunluluğunun getirilmesinin ardından, ortaokullarda ve liselerde başörtüsünü serbest bırakan bir değişiklik daha yapmıştır. Siyasi iktidar, yıllardır eğitimde yaşanan ve içinden çıkılmaz hale gelen sorunların üzerini örtmek için yine din ve inanç istismarına soyunmuş, iç ve dış politikada yaşanan çözümsüzlüğün üzerini örtmek için bir kez daha başörtüsüne sarılmıştır.

Yıllardır demokratik, bilimsel ve laik eğitim isteyenlerin öncelikli talebi olan zorunlu din derslerinin kaldırılması konusunda adım atılmamış, bu nedenle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, farklı inanç gruplarına tek bir dini inancın ve tek bir mezhebin zorla öğretilemeyeceğine hükmederek Türkiye’yi bir kez daha mahkum etmiştir. Okullarda başörtüsü serbestliği kararının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin zorunlu din dersinin kaldırılması kararının hemen arkasından alınmış olması dikkat çekicidir.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesine göre 18 yaşına kadar herkes çocuktur. MEB’in bu kararı, çocukların kendi özgür iradeleriyle karar veremediği, aile, toplum ve iktidar baskısının bu kadar yoğun ve belirleyici olduğu bir dönemde, özellikle kız öğrenciler için yeni baskılar ve dayatmaları gündeme getirecektir. Üstelik söz konusu baskı ve yönlendirmeler sadece bununla sınırlı değildir.

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da bir okulda, okul yöneticileri tarafından bütün kız öğrencilerin derslere başörtüsü ile girmeye zorlanmasına itiraz eden üç Eğitim Sen üyesi öğretmen sürgün edilmiştir. Halkın karşısına her çıktıklarında özgürlükten bahsedenler, öğrencileri belli bir dini inanca göre giyinmeye zorlayan eğitim yöneticilerinin okullardaki baskıcı uygulamaları karşısında sesini çıkarmamaktadır.

Özellikle eğitimde 4+4+4 dayatması sonrasında, eğitime yönelik doğrudan siyasi müdahaleler artmış, eğitim müfredatının içeriğinin değiştirilmesinden siyasi kadrolaşmaya, öğrencilerin kılık-kıyafetinden hangi dersleri seçeceğine kadar her alanda baskıcı uygulamalar artarak sürmüştür. Türkiye’nin her yerinde normal ortaokullar içinde imam hatip sınıflarının açılması, okulların bölünmesi, doğrudan inanç istismarı şeklinde gündeme getirilen her lisede ibadethane (mescit) açılmasının zorunlu hale getirilmesi, okullarda velileri ve öğrencileri karşıya getirmeye başlamıştır. Son karar, siyasi iktidarın toplumda yarattığı kutuplaşmanın benzerini okullarda, hatta sınıflarda yaratmaya çalışıldığını göstermektedir.

Devletin eğitim sistemini yıllardır yaptığı gibi “tek din, tek mezhep” anlayışıyla, toplumsal yaşamı ve eğitim sistemini belli bir inancın kurallarına göre biçimlendirmesi ve bunun için kurallar koyması doğru değildir.

Eğitimin acil çözüm bekleyen sorunları ortada dururken, eğitim sistemine ilişkin tartışmalarda zorunlu din dersleri, imam hatipler, başörtüsü vb sorunların sürekli tartışma konusu yapılması, Türkiye’de dinin, devlet eliyle eğitimin merkezine yerleştirilmesinin somut bir sonucudur. Sadece bu tartışmalar bile devletin eğitimi dini kurallara göre biçimlendirmesinin ne kadar sakıncalı olduğunu görmek açısından yeterlidir.

Dini kurallara göre biçimlendirilen bir eğitim anlayışı insanları inanan ya da inanmayan, dindar ya da dinsiz, ibadet eden ya da ibadet etmeyen vb gibi kategorilere ayırarak, bir kısmını üstün ve değerli, diğerlerini ise değersiz kabul edebilmektedir. Bu şekilde toplumda giderek derinleşen ayrışmaların, eğitimin dini kurallara göre düzenlenmesi ile daha da derinleşmesi, özellikle kız öğrenciler üzerindeki baskı, denetim ve yönlendirmelerin artması kaçınılmazdır.

Siyasi iktidarın “Yeni Türkiye” projesinde din ya da inanç alanı, devletin her fırsatta toplum mühendisliği yaparak müdahale ettiği bir alan haline gelmiştir. Bu süreçte eşit yurttaşlık ilkesi yok sayılmakta, sınıfsal çatışmaların üzeri örtülmek istenmekte, halkın bir kesimi inanç istismarı üzerinden egemen politikalara yedeklenmektedir.

Gerçekten laik bir ülkede, bütün din ve inançtan insanlar, eşit koşullarla, aynı kurallara uymak durumundadır ve hiç kimseye ya da gruba dinsel ayrıcalık ve üstünlük tanınamaz. Laikliğin temelinde farklı inanç ve dinlerdeki insanlar arasında eşitliğin sağlanması vardır. Bunu yapabilmek için laik devlet tüm din ve mezheplere aynı mesafede durmak, dine bakışında mutlak olarak ta­rafsız olmak zorundadır. Devlet gerek eğitim sistemini, gerekse toplumsal sosyal yaşamı örgütlerken bunu asla dini kurallara ya da referanslara göre yapmamalı, kendi siyasi çıkarları için öğrencilerimizi kullanmamalıdır.

 

Pazartesi, 26 May 2014 12:52

KUTLAMA MESAJI...

Yazan

Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçılarından üyemiz Dilek BOZKURT; Anton ÇEHOV'un  "Kuğunun Şarkısı Bir Evlenme Teklifi"oyunuyla 2013-2014 "BAYKAL SARAN TİYATRO ÖDÜLÜ " almıştır. Kendisine başarılar dileriz.    

KARŞI GAZETESİ - 28 MART 2014 

Cumhuriyet haber - 28 Mart 2014 

Sayfa 2 / 4