ŞUBE VE TEMSİLCİLİKLERDEN

ŞUBE VE TEMSİLCİLİKLERDEN (45)

Etkinliğimize tüm teknik çalışanlar katılabilirler.Katılmak isteyenlerin 15 Kasım Cumartesi gününe kadar temsilcilerimize isim bildirmeleri gerekmektedir.Katılımcılara 6331 sayılı yasanın mevzuatı çerçevesinde eğitim verilecektir.Eğitim sonrası yapılacak bir sınav ile katılımcılara sertifika verilecektir.

Çarşamba, 22 Ekim 2014 18:17

91.YIL CUMHURİYET KOROSU

Yazan

2008 yılından bu yana Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında gerçekleştirmiş olduğumuz Cumhuriyet Korosu Konserlerinin (*) 7.sini, 26 Ekim 2014 Pazar günü, saat 12:00'den itibaren, Ankara Anıtpark'ta düzenliyoruz. 

Eğitimde 4+4+4 dayatması sonrasında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yaygınlaştırılan ve eğitim sistemi üzerinden din ve inanç istismarına dayanan uygulamalar artarak sürmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı eğitimde yıllardır acil çözüm bekleyen sorunları bir tarafa bırakıp, eğitim sistemi üzerinden toplum içinde yeni ayrışmalar ve kutuplaşmalar yaratacak uygulamaları hayata geçirmeye başlamıştır.

Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nde geçtiğimiz günlerde yapılan değişiklikle her lisede ibadethane (mescit) açma zorunluluğunun getirilmesinin ardından, ortaokullarda ve liselerde başörtüsünü serbest bırakan bir değişiklik daha yapmıştır. Siyasi iktidar, yıllardır eğitimde yaşanan ve içinden çıkılmaz hale gelen sorunların üzerini örtmek için yine din ve inanç istismarına soyunmuş, iç ve dış politikada yaşanan çözümsüzlüğün üzerini örtmek için bir kez daha başörtüsüne sarılmıştır.

Yıllardır demokratik, bilimsel ve laik eğitim isteyenlerin öncelikli talebi olan zorunlu din derslerinin kaldırılması konusunda adım atılmamış, bu nedenle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, farklı inanç gruplarına tek bir dini inancın ve tek bir mezhebin zorla öğretilemeyeceğine hükmederek Türkiye’yi bir kez daha mahkum etmiştir. Okullarda başörtüsü serbestliği kararının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin zorunlu din dersinin kaldırılması kararının hemen arkasından alınmış olması dikkat çekicidir.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesine göre 18 yaşına kadar herkes çocuktur. MEB’in bu kararı, çocukların kendi özgür iradeleriyle karar veremediği, aile, toplum ve iktidar baskısının bu kadar yoğun ve belirleyici olduğu bir dönemde, özellikle kız öğrenciler için yeni baskılar ve dayatmaları gündeme getirecektir. Üstelik söz konusu baskı ve yönlendirmeler sadece bununla sınırlı değildir.

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da bir okulda, okul yöneticileri tarafından bütün kız öğrencilerin derslere başörtüsü ile girmeye zorlanmasına itiraz eden üç Eğitim Sen üyesi öğretmen sürgün edilmiştir. Halkın karşısına her çıktıklarında özgürlükten bahsedenler, öğrencileri belli bir dini inanca göre giyinmeye zorlayan eğitim yöneticilerinin okullardaki baskıcı uygulamaları karşısında sesini çıkarmamaktadır.

Özellikle eğitimde 4+4+4 dayatması sonrasında, eğitime yönelik doğrudan siyasi müdahaleler artmış, eğitim müfredatının içeriğinin değiştirilmesinden siyasi kadrolaşmaya, öğrencilerin kılık-kıyafetinden hangi dersleri seçeceğine kadar her alanda baskıcı uygulamalar artarak sürmüştür. Türkiye’nin her yerinde normal ortaokullar içinde imam hatip sınıflarının açılması, okulların bölünmesi, doğrudan inanç istismarı şeklinde gündeme getirilen her lisede ibadethane (mescit) açılmasının zorunlu hale getirilmesi, okullarda velileri ve öğrencileri karşıya getirmeye başlamıştır. Son karar, siyasi iktidarın toplumda yarattığı kutuplaşmanın benzerini okullarda, hatta sınıflarda yaratmaya çalışıldığını göstermektedir.

Devletin eğitim sistemini yıllardır yaptığı gibi “tek din, tek mezhep” anlayışıyla, toplumsal yaşamı ve eğitim sistemini belli bir inancın kurallarına göre biçimlendirmesi ve bunun için kurallar koyması doğru değildir.

Eğitimin acil çözüm bekleyen sorunları ortada dururken, eğitim sistemine ilişkin tartışmalarda zorunlu din dersleri, imam hatipler, başörtüsü vb sorunların sürekli tartışma konusu yapılması, Türkiye’de dinin, devlet eliyle eğitimin merkezine yerleştirilmesinin somut bir sonucudur. Sadece bu tartışmalar bile devletin eğitimi dini kurallara göre biçimlendirmesinin ne kadar sakıncalı olduğunu görmek açısından yeterlidir.

Dini kurallara göre biçimlendirilen bir eğitim anlayışı insanları inanan ya da inanmayan, dindar ya da dinsiz, ibadet eden ya da ibadet etmeyen vb gibi kategorilere ayırarak, bir kısmını üstün ve değerli, diğerlerini ise değersiz kabul edebilmektedir. Bu şekilde toplumda giderek derinleşen ayrışmaların, eğitimin dini kurallara göre düzenlenmesi ile daha da derinleşmesi, özellikle kız öğrenciler üzerindeki baskı, denetim ve yönlendirmelerin artması kaçınılmazdır.

Siyasi iktidarın “Yeni Türkiye” projesinde din ya da inanç alanı, devletin her fırsatta toplum mühendisliği yaparak müdahale ettiği bir alan haline gelmiştir. Bu süreçte eşit yurttaşlık ilkesi yok sayılmakta, sınıfsal çatışmaların üzeri örtülmek istenmekte, halkın bir kesimi inanç istismarı üzerinden egemen politikalara yedeklenmektedir.

Gerçekten laik bir ülkede, bütün din ve inançtan insanlar, eşit koşullarla, aynı kurallara uymak durumundadır ve hiç kimseye ya da gruba dinsel ayrıcalık ve üstünlük tanınamaz. Laikliğin temelinde farklı inanç ve dinlerdeki insanlar arasında eşitliğin sağlanması vardır. Bunu yapabilmek için laik devlet tüm din ve mezheplere aynı mesafede durmak, dine bakışında mutlak olarak ta­rafsız olmak zorundadır. Devlet gerek eğitim sistemini, gerekse toplumsal sosyal yaşamı örgütlerken bunu asla dini kurallara ya da referanslara göre yapmamalı, kendi siyasi çıkarları için öğrencilerimizi kullanmamalıdır.

 

Pazartesi, 26 May 2014 12:52

KUTLAMA MESAJI...

Yazan

Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçılarından üyemiz Dilek BOZKURT; Anton ÇEHOV'un  "Kuğunun Şarkısı Bir Evlenme Teklifi"oyunuyla 2013-2014 "BAYKAL SARAN TİYATRO ÖDÜLÜ " almıştır. Kendisine başarılar dileriz.    

KARŞI GAZETESİ - 28 MART 2014 

Cumhuriyet haber - 28 Mart 2014 

Çarşamba, 26 Mart 2014 13:21

KOCAOĞLU'NDAN TÜSAK HAMLESİ...

Yazan

Kocaoğlu'ndan Tüsak Hamlesi
Başkan Aziz Kocaoğlu, TÜSAK yasa tasarısı ile kapanma tehlikesi yaşayan kültür-sanat kurumlarına ilişkin önemli bir hamle yaptı. Kocaoğlu; “Devlet bu alanlardan çekilirse, ilgili kurumları yaşatmak için elimizden geleni yapacağız” dedi.

26 Mart 2014 Çarşamba 11:50Güncel
Başkan Aziz Kocaoğlu, TÜSAK yasa tasarısı ile kapanma tehlikesi yaşayan kültür-sanat kurumlarına ilişkin önemli bir hamle yaptı. Kocaoğlu; “Devlet bu alanlardan çekilirse, ilgili kurumları yaşatmak için elimizden geleni yapacağız” dedi.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Büyükşehir Adayı Aziz Kocaoğlu 18 meslek odası ve KESK’e bağlı 4 sendikanın temsilcileri buluştu. “Akademik Meslek odaları, KESK ile Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu Bilgi Paylaşımı” konseptiyle Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirilen toplantıda; karşılıklı bilgi alış verişi yapıldı, istek ve öneriler masaya yatırıldı.

Toplantıya katılan meslek odası ve sendika temsilcileri ile üyelerinin sorularını, istek ve önerilerini alan Başkan Aziz Kocaoğlu bunları tek tek cevapladı. KESK’e bağlı Kültür Sanat Sen Başkanı ve Opera sanatçısı Ayten Baysal, TÜSAK Yasa tasarısı ile ilgili kaygılarını dile getirerek, “Devlet Opera ve Balesi, Devlet Tiyatroları ve bir çok kurum yok ediliyor. Bu tasarı bizlere danışılmadan çıktı” diyerek destek istedi.

Başkan Aziz Kocaoğlu ise sanat kurumlarının kapatılması konusunu yakından takip ettiklerini, sanata ve sanatçıya verdikleri önemi belirterek “Biz stratejik planımızda, seçim bildirgemizde, eğer kapanma tehlikesi olursa bu kurumları İzmir’de yaşatmak üzere çalışma yaptık. Bu konuda özellikle operasına, devlet senfoni orkestrasına, devlet tiyatrosuna muadil olacak çalışmaları yapıyoruz. Devlet bu alanlardan çekilirse, bu kurumları elimizden geldiğince yaşatmaya çalışacağız. Mutlaka bir şey yapmamız lazım. Bu sene opera binamızın ihalesine çıkacağız. Bu hükümetin kültüre, sanata sanatçıya bakışı ayrı bir vaka” dedi.

KİMLER KATILDI?

Peyzaj Mimarları Odası Başkanı Özer Yerlikaya, Gemi Mühendisleri Odası Prof. Dr. Gökdeniz Neşer, Maden Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Yıldız, Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Ferdan Çiftçi, Kimya Mühendisleri Odası Başkanı Saadet Çağlın, Eczacılar Odası Başkanı Tuncay Sayılkan, İzmir Barosu Başkanı Ercan Demir, Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Alim Murathan, Makine Mühendisleri Odası Başkanı Güniz Gacaner, Çevre Mühendisleri Odası Emine Helil İnay Kınay, Orman Mühendisleri Odası Başkanı Namık Halavurt, Bilgisayar Mühendisleri Odası Temsilciler Kurulu Üyesi Mustafa Özgür Ulus, Mimarlar Odası Başkanı Hasan Topal, İzmir Tabip Odası Başkanı Dr. Suat Kaptaner, Türk Veteriner Hekimler Birliği Başkanı H. Gökhan Özdemir, Diş Hekimleri Odası Başkanı İlkay Karademirci, İç Mimarlar Odası Başkanı Gülhan Noyan, İnşaat Mühendisleri Odası temsilcileri ile KESK’e bağlı Büro Emekçileri Sendikası Başkanı Selma Şen, Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası Şube Hukuk TİS ve İnsan Hakları Sekreteri Muhdi Seyhan, Kültür Sanat Sen Başkanı Ayten Baysal, TÜMBELSEN Başkanı Ulus Bozkır ve bu kuruluşların temsilcileri katıldı.
26.03.2014 11:50 - [1714736]- İHA 

Adem Medeni: “Siyasetin sanata müdahalesini kabul etmiyoruz” KESK’e bağlı Kültür Sanat-Sen Çorum İl Temsilciği, Türkiye Sanat Kurumu (TÜSAK) yasa tasarısını protesto etti. Devlet Tiyatrosu Salonu önünde basın açıklaması yapan Kültür Sanat-Sen Çorum İl Temsilciliği üyeleri, TÜSAK yasa tasarısının sanata çok ağır darbeler vuracağını belirterek, tasarının geri çekilmesini istediler ve TÜSAK’ı ‘siyasetin sanata müdahalesi’ olarak nitelendirdiler. KESK Dönem Sözcüsü ve Tüm Bel-Sen Çorum Şube Başkanı Nevzat Veldet ile Eğitim Sen Çorum Şube Başkanı Mehmet Öztürk’ün de katılarak destek verdiği basın açıklamasında konuşan Kültür Sanat-Sen Çorum İl Temsilcisi Adem Medeni, ‘Tarih boyunca baskıcı iktidarlar kültürü ve sanatı kolay yönetilir bir toplum yaratma amacının aracı olarak kullanmak için kontrol altına almak istemişlerdir. Ancak insanlık, kendine dayatılan zinciri mutlaka kırmış, kendi yolunda yürümeye, kendineyeni özgürlük alanı açmaya devam etmiştir” dedi. Bu müdahalenin bugünlerde de aynen devam ettiğini vurgulayan Adem Medeni, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan TÜSAK yasa tasarısı ile devlet ödenekli sanat kurumları olan devlet tiyatroları, devlet opera ve balesi ile güzel sanatlar genel müdürlüklerinin kapatılmak istendiğini hatırlattı. 70 yıllık sanat kurumlarının yerine hükümete dolaysız bağlı yapılar kurmaya yönelik bu müdahale girişiminin kültür ve sanatın siyasi iktidar tarafından kontrol edilme isteğinin çok açık bir göstergesi olduğunu kaydeden Adem Medeni, “Bakanlar Kurulu'nun atayacağı 11 kişi ile kurulacak ve ülkemizdeki tüm sanat hareketleri için karar verecek olan bir üst kurul ile bakanlıkça oluşturulan bu kurula bağlı mekanizmaların yöneteceği sanat, özgür ve özgün olamaz” dedi. Konuşmasında TÜSAK tasarısının geri çekilmesini isteyen Adem Medeni şöyle dedi: “TÜSAK’ın hayata geçirilmesi halinde, ödenekli sanat kurumları yok olacak ve halkımız bu kurumların nitelikli büyük yapımlarından mahrum kalacak ya da özel sanat kurumlarına böylesi yapımlar için astronomik bilet ücreti ödemek zorunda kalacaktır. Sanatçı, yapıtını yaratım sürecinde kendini otosansür mekanizmasının sıkışmışlığı içinde hissedecektir. Kültür Sanat-Sen olarak sanata, sanatsevere ve halkımıza karşı girişilen bu darbeye ‘hayır’ demek görevimizdir. Sanatçıları temsil eden meslek kuruluşlarına, emeği savunan sendikalarımıza ve alanın uzmanlarına danışılmadan, kapalı kapılar ardında hazırlanan TÜSAK tasarısına karşı çıkıyor ve halkımızın duyarlılığına güveniyoruz.” (Taner ŞİMŞEK)
Sayfa 2 / 4