BASINDA SENDİKAMIZ

BASINDA SENDİKAMIZ (86)

Çarşamba, 31 Ağustos 2016 08:20

TİYATRODA 'YERLİ ve MİLLİ TARTIŞMALARI' SÜRÜYOR

Yazan

Devlet Tiyatrolarının önümüzdeki sezonu sadece 'yerli ve milli' oyunlarla açacağını duyurmasının ardından başlayan tartışmalar devam ediyor.

Devlet Tiyatrolarının önümüzdeki sezonu sadece “yerli ve milli” oyunlarla açacağını duyurmasının ardından başlayan tartışmalar devam ediyor. Kültür Sanat-Sen Genel Başkanı Yavuz Demirkaya DİHA’ya yaptığı açıklamada yapılanları, “sanata müdahale” olarak nitelendirdi.

Türk yazarların oyunlarının oynatılmasına itirazları olmadığını dile getiren Demirkaya, “Birçok oyun yazarımız ve gençlerimiz var. Tabii ki de destek verilmesi gerekiyor. Bunda bir sıkıntı yok. Ama evrensel normlarla tiyatro yazmış, dünyaca ünlü tiyatroya damga vurmuş kalemlerin Türk tiyatrosuna giremeyeceğini söylemek zır cahilliktir” dedi.

Sanat ve tiyatronun evrensel olduğuna ve yaşanılan yasaklamaların ise kabul edilemez olduğuna işaret eden Demirkaya, bu normların bir genel müdürün, kurulun, iktidarın sınırlandırması dahilinde olmadığına dikkat çekti. Demirkaya, “Dolayısıyla sanat kurumlarını gündemden düşürmedikleri bir nokta var. O da sanata müdahale etmek. Bu müdahalelerden vazgeçin” diye konuştu.

DT’NİN YABANCI ESER SERGİLEMEME LÜKSÜ YOK

Konuyla ilgili görüştüğümüz Devlet Tiyatroları İletişim Koordinatörü Murat Demirbaş, Kültür Servisine bir açıklama yaparak sezonun yerli oyunlarla açılacağı bilgisini doğruladı, ancak devamında yabancı oyunların da sahneleneceğini belirtti. Demirbaş, “Devlet Tiyatrolarının yabancı eserleri sahnelememesi gibi bir lüksünün olmadığını” vurguladı.

Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Nejat Birecik tarafından açıklanan kurumun yeni sezonu sadece “yerli ve milli” oyunlarla açılacağının duyurulmasına ilk önce tiyatroculardan itirazlar geldi. Şehir Tiyatrolarında yapılan yönetim değişikliği kararlarını protesto ederek kurumdaki Genel Sanat Yönetmenliğinden istifa eden Ayşenil Şamlıoğlu, tepkisini kişisel Twitter hesabından “Devlet Tiyatrosunun kuruluş yasasını hiçe sayan bir uygulama, o yıllardaki ufkun ne kadar gerisine düştüğümüzü gösteriyor, yazıktır...” diyerek gösterdi.

 

‘SHAKESPEARE İLE HALDUN TANER KARDEŞTİR’

Devlet Tiyatrolarında 18 yıl süreyle; oyuncu, yönetmen, sanat yönetmeni, genel müdür danışmanı ve kurucu üyesi olduğu Devlet Tiyatroları Sanatçıları Derneği DETİS’de çeşitli dönemlerde Genel Sekreter, Genel Başkan görevlerini üstlenen Ahmet Mümtaz Taylan ise konuyla ilgili düşüncelerini Twitter hesabından yaptığı “Devlet Tiyatrolarında bu yıl yabancı oyunlar oynanmayacak. Şekspir, Çehov oynayarak bu noktaya geldik, bakalım oynamayarak nereye gideceğiz?” paylaşımında dile getirdi.

Devlet Tiyatrolarında çalışan Eren Aysan da tepkisini Twitter hesabından “Tiyatronun merkezinde insan vardır. Bu yüzden Shakespeare ile Haldun Taner, Çehov ile Melih Cevdet, Ibsen ile Güngör Dilmen kardeştir.Nokta!” diyerek belirtti.

 

YENİ AKİT: MESELE YERLİ OLUNCA ÇILGINA DÖNDÜLER

Tiyatro sanatçılarının gösterdiği bu tepki sanatçılar ve sanatseverler tarafından destek görürken, Yeni Akit sanatçıların bu tepkisine “Mesele yerli olunca çılgına döndüler!” haberiyle karşılık verdi. Yeni Akit’e göre “Devlet tiyatroları tarihi bir adım attı. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası sessiz kalamayan tiyatrolar yerli ve milli bir tavırla yeni sezonu Türk oyunları ile açma kararı aldı. Devlet tiyatrolarında yuvalanmış millet düşmanı bir grup gezi zekâlı ise algı operasyonuna yeltendi.”

Haberin devamında şu ifadelere yer verildi; “Devlet tiyatrolarının bu milli refleksi yaşadığı toprağa yabancı sözde Aydın ve sanatçı geçinen güruhu rahatsız etti.

Eskisi gibi tiyatrolarda rahatça at koşturamayan ve birçoğu devlet tiyatrolarından atılan hainler, alçakça algı operasyonu yapmaya kalktı. Hala devlet tiyatroları içinde bulunan gayri milli unsurlar konuyu çarpıtarak medyaya servis etti.”

DT’nin kararının haberlerini yapan gazete ve sitelerin “Devlet Tiyatrolarına karşı yapılan algı operasyonuna hizmet ettiğini” iddia eden Yeni Akit haberinde, Sanatçı Ahmet Mümtaz Taylan’ı da hedef gösterdi. Taylan için gazete şu ifadeleri kullandı; “Ahmet Mümtaz Taylan gibi bu ülkede azınlık zihniyeti temsil eden isimler, Shakespeare ve Çehov gibi yazarların oyunlarının artık oynanmayacağı yalanını savurdu.”

Ahmet Mümtaz Taylan haberin içeriğini “Mesele yerlide değil, okumadaki kötü niyette. Niyet uçar, mâna kalır, bu da geçer...” diyerek değerlendirdi.

30 Ağustos 2016 Çarşamba Evrensel gazetesi  (KÜLTÜR SERVİSİ)

Çarşamba, 17 Ağustos 2016 10:26

SANAT ÖRGÜTLERİNDEN ÖZELLEŞTİRMELERE TEPKİ!

Yazan

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonun özelleştirmeleri tekrar gündeme getiren 100 kurumun adının geçtiği liste tartışmalara neden oldu.

Özlelleştirilmesi önerilen kurumların mal varlıklarının Özelleştirme İdaresi tarafından satışa çıkarılabileceğinin açıklanmasına devlet sanat kurumlarındaki örgüt ve sendikalardan eleştiriler geldi.

Aralarında İstanbul Atatürk Kültür Merkezi, Türk Tarih Kurumu, Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi ile Türk Dil Kurumu’nun da bulunduğu bu listeyle ilgili olarak Devlet Tiyatrosu Opera ve Balesi Çalışanları Yardımlaşma Vakfı Başkanı Mehmet Yılmaz, “Daha önce de buna benzer deneyimler yaşanmıştı ve o dönemde komisyonlara Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi’nin bu listelerinden çıkarılması gerektiği yönündeki yapılan öneriler, uyarılar dikkate alınıp torbadan çıkarılmıştı. Ancak şimdi bu toz dumanın olduğu ortamda özelleştirme önerilerinin bulunduğu listelerle yeniden gündeme geldi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunun son tasarısında bu kurumlar var. Komisyon üyeleriyle görüşmelerimiz sürüyor. Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi’nin bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini söylüyoruz. Bu kurumların özel bütçeli, devletin halka sanatı götürme yolundaki en önemli kurumlar olduğunu vurguluyoruz. Komisyondan bu torbadan sanat kurumlarının çıkarılmasını bekliyoruz. Ayrıca genel bütçeli/özel bütçeli devlet kurumlarının mal varlıklarının özelleştireceklerini söyledi Maliye Bakanı. Bu çalışmanın sınırları nerelere kadar dayanıyor bilmiyoruz. Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi’nin mal varlıkları hali hazırda ki ihiyaçlarımızı karşılayamayacak kadar azdır, dolayısyla bu özelleştirmeye kurumlarımızın ne maksatla sokulduğu endişe vericidir.” dedi.

OLAGANÜSTÜ RANT

Kültür Sanat-Sen Genel Başkanı Yavuz Demirkaya ise devletin özel bütçeli kurumların mal varlıklarını özelleştirmeye çıkarmasını anayasa aykırı bulduklarını belirtti. “Hazine tam takır kuru bakır oldu da bizim haberimiz yok” diyen Demirkaya bu özelleştirmelerin asıl nedenlerinin kamuoyu ile paylaşılması gerektiğini vurguladı. Demirkaya sözlerini şöyle sürdürdü; “Ankara’da bulunan iki mekanın dışında çeşitli vakıf veya şahıslara ait yerlerde kirada olan sanat kurumlarının mal varlığı yok. Bu satış kararı OHAL ilanıyla olaganüstü ranta dönültürülmüştür. Bu işi normal şartlarda yapmış olsalardı Türkiye ağaya kalkmıştı... Bu kararlar geri dönüşü olmayan mağduriyetler yaratacaktır, mecliste bu işin onaylanmaması gerekir, bu yüzden buradan meclisteki partilere bu özelleştirmelere karşı çıkmaları noktasında çağrıda bulunuyoruz.”

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü (DOP) konuyla ilgili kendilerine iletilmiş bir bilginin olmadığını söyledi.
Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) ise konuyla ilgili bir açıklama yapmayı gerekli bulmadıklarını, gerekirse ilerideki günlerde yapabileceklerini aktardı.

Sevda AYDIN

17.08.2016.Evrensel Gazetesi

Cuma, 05 Ağustos 2016 15:07

05.08.2016 Birgün Gazetesi

Yazan

05.08.2016 Birgün Gazetesi

Cuma, 05 Ağustos 2016 15:05

05.08.2016 Cumhuriyet Gazetesi

Yazan

05.08.2016 Cumhuriyet Gazetesi

Cuma, 05 Ağustos 2016 11:06

05.08.2016 Evrensel Gazetesi

Yazan

05.08.2016 Evrensel Gazetesi

CEREN ERCİH

Kültür ve Turizm Bakanlığı, 376 müze ve örenyeri gişesini ihale usulüyle kiraya verecek. İhalenin bedeliyse 1 milyar 190 milyon 366 bin lira olarak belirlendi. Kültür, Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat-Sen)Avukatı Tuncay Akı ve Arkeolaglar Derneği İstanbul Şube Başkanı Yiğit Ozar karara karşı çıktı.

Arkeolaglar Derneği İstanbul Şube Başkanı Yiğit Ozar; “Müze ve örenyerlerinin kiraya verilmesi toplumun bu alanları ücretsiz kullanımına engel olmaktadır. Bizler gişesi ve kar beklentilerinin parçası olmayan müzeleri savunuyoruz” dedi.

Kamu yararı yok

 

Kültür Sanat Sen Avukatı Tuncay Akı ise; “Bu ihalenin yasaya aykırı olduğunu belirtmiş bu yüzden de dava açmıştık. Kültür Bakanlığı’nın bu konu ile ilgili yeniden ihale yapması kamu menfaatine uygun değil. Neden özel bir sektörden bilet kesilmesini anlamış değilim. Bunu kültür Bakanlığının izah etmesi gerekir” dedi.

Ne olmuştu?

Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü (DÖSİMM) 2010 yılında aralarında Ayasofya Müzesi, Topkapı Sarayı, Efes Müzesi gibi önemli tarih mekânlarının bilet gelirini kontrol edemediğini ifade etmişti. Bu durum üzerine Kültür ve Turzim Bakanlığı ‘Müze ve Ören Yerleri Gişelerinin, Giriş Kontrol Sistemlerinin Modernizasyonu ve Yönetimi’ ihalesini açarak bu yerlerin bütün kontrollerini ve gelirini TÜRSAB’a devretti. Kültür Sanat Sen de ihalenin iptali istemiyle Bakanlığa dava açmış, Ankara 3. İdare Mahkemesi de ihalenin, Kamu İhale Kanunu değil Devlet İhale Kanunu kapsamında yapıldığı gerekçesiyle iptaline karar vermişti.

28 HAZİRAN 2016 .BİRGÜN GAZETESİ

Cuma, 17 Nisan 2015 07:55

MÜZELER YİNE DEVLETTE

Yazan

Kültür-Sanat Sen Başkanı Yavuz Demirkaya, müzelerin özelleştirilmesini öngören ihalenin yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle dava açtıklarını söylüyor. Müzelerin, halkı tarihle buluşturan önemli kültür merkezleri olduğuna dikkat çeken Demirkaya, şirketlere peşkeş çekilerek ticarileştirilmesinin kabul edilemez olduğunu belirtiyor.

Pazartesi, 16 Mart 2015 09:31

AKM'NİN ORADA NE OLUYOR?

Yazan

Cumhuriyet  - 14 Mart 2015

Kendisini "AKM ihanetini didikleyenlerden biri" olarak tanımlayan eski Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı Üstün Akmen, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) kullanım alanı içersinde olan yeşil alanın önüne Gezi Pastanesi tarafından onarım adı altında inşa faaliyetleri yapılmakta olduğunu söyledi. Akmen, daha önce de var olan, ancak sadece kaldırıma ahşap bir podyum yapılarak üzerine masalar konulan ve kötü hava şartlarında üstü geçici bir sistemle örtülen mekâna, şimdilerde kalıcı nitelikte uygulamalar yapıldığını belirtti. Daha önceki uygulamada o dönemin AKM Müdürlüğünce işlem yapılmış olduğunu söyleyen Akmen, Beyoğlu Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi, Emniyet Müdürlüğü ve ilgili Bakanlıklara durumun aktarıldığını vurguladı. "Bugünkü durumun farklı" olduğunu belirten Akmen, "Şu anki inşai faaliyet eskisine göre daha da büyütülerek yapılmakta, AKM'nin kullanımındaki bu alan elden gitmekte ve ileride AKM'de yapılacak uygulama sırasında bu alan kullanılamayacak hale gelmekte" dedi. Kaldırımlara kafeterya/café yapmanın birçok ülkede olduğu gibi bizde de uygulandığını söyleyen Akmen, "Doğaldır, hiçbir itirazım olamaz. Ancak bu işler mekân şahsa ait ise binanın önüne bina sakinlerinden izin alınarak ve kira ödenerek yapılır. Oysa Gezi Pastanesi'nin önündeki söz konusu alan AKM Müdürlüğü'ne ait" diyerek, uygulamanın Gezi Pastanesinin kendi sahibi olduğu alana değil, başka bir mülkiyete ait yere yapılmakta olduğunu vurguladı. AKM Müdürlüğü'nün izni olmadan bu işlerin yapılmasının mümkün olamayacağını, olmaması gerektiğini savunan Akmen, uzun süreden beri devam eden tadilat ve ek inşaat işleriyle ilgili olarak AKM Müdürlüğü'nün ne gibi işlemlerde bulunduğunu sordu. "Yoksa Müdür Beyimiz olayı görmezden mi gelmektedir ya da kültürlü Kültür Bakanımız bu alanı gözden mi çıkarmıştır?" diye soran Akmen, İstanbul'un en önemli ve metrekare fiyatı en yüksek olan Beyoğlu ilçesinde, Taksim'de böyle illegal bir iş halkın gözü önünde yapılabiliyorsa, varın siz düşünün daha başka yerlerde neler yapılıyor" dedi. Gezi Pastanesi'nin sahibinin Büyükşehir Belediye Başkanı'nın yakını olduğunun, hatta Cumhurbaşkanıyla da yakın ilişkiler içinde bulunduğunun, giderek müşterek işler yaptıkları yolunda haberler alındığının altını çizen Akmen, AKM Müdürünün ivedilikle yasal işlem başlatması gerektiğini, aksi takdirde kendi deyimiyle "Büyük AKM günahının" onun da üstüne yıkılacağını söyledi. Gezi Pastanesi yetkililerinin alanın AKM'ye ait bir parsel olmadığını, Belediyeden kiraladıklarını belirtmelerine karşılık, Akmen alanın büyük bir kısmının AKM'ye tahsisli olduğuna dair kendisinde tapu kaydı bulunduğunu, gerektiğinde bunu ispatlayabileceğini ileri sürdü.

'Halkın Kültür Sarayı'

Mimarlar Odası ve Kültür Sanat-Sen'in de içinde olduğu bir ekip "AKM'deyiz İnisiyatifi" altında bir oluşum başlattı. Topluluk, sosyal medyada çeşitli hesaplar açarak AKM'yi gündemde tutmaya çalışıyor. Hesapların linki ise şöyle: akmdeyiz.org; http://www.facebook.com/AKMdeyiz; https://twitter.com/AKMdeyiz

Müzisyen, besteci Atilla Özdemiroğlu #AKMNedenKapalı tiwitter hesabına "AKM neden kapalı? sorusunun ilk muhattabı Kültür Bakanıdır. Halkının kültür sarayı yokedilmiş dünya başkenti?! Eninde sonunda #AKMdeyiz" diye yazdı.

Cumhuriyet Gazetserinin 10 şubat 2015 tarihli haberi

Pazartesi, 11 Ağustos 2014 09:55

OPERET SAHNESİ SANATA KAPANDI...

Yazan

BİRGÜN HABER - 09.08.2014 

Ankara’nın bu önemli kültür ve sanat merkezlerinden olan Operet Sahnesi, Bakanlığın aldığı kararla artık bu sanatsal çalışmalara perdesini kapattı. Bakanlık gerçekçesini “Tarihi mekâna daha fazla zarar vermemek” olarak açıkladı

 Kültür ve Turizm Bakanlığı, tarihi dokusuyla Ankara’nın en seçkin mekânlarından olan Operet Sahnesi’ni, Devlet Opera ve Balesi, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nün temsilleri başta olmak üzere sanatsal organizasyonlara kapattı. Umut Erdem’in haberine göre sahne, artık sadece Bakanlıkça düzenlenecek özel törenlerin kullanımına açılacak. Bakanlık, kararın gerekçesini “Tarihi mekâna daha fazla zarar vermemek” olarak açıkladı.

Operet Sahnesi, ‘Tarihi Türk Ocağı Binası’ olarak bilinen Resim ve Heykel Müzesi’nin bünyesinde yer alıyor. 1930 yılında Yüksek Mimar Arif Hikmet Koyunoğlu tarafından Namazgah Tepesi’nde inşa edilen bina, I. Ulusal Mimarlık Dönemi’nin de en güzel örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. 1979 yılında Resim ve Heykel Müzesi’ne dönüştürülen binanın en önemli özelliklerinden birisi de içerisindeki görkemli Operet Sahnesi’nde düzenlenen sanatsal etkinlikler. Operet Sahnesi’nde, Ankara Devlet Opera ve Balesi haftada bir olmak üzere temsiller veriyordu. Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı korolar ve sanat toplulukları da burada sık sık seyirciyle buluşuyordu. Sahne, bu etkinliklerin yanı sıra önemli sanatsal organizasyonlara da ev sahipliği yapıyordu.

OPERET SAHNESİ ARTIK TÖRENLERE MEKANI
Başkentin bu önemli kültür ve sanat merkezi, Bakanlığın aldığı kararla artık bu sanatsal çalışmalara perdesini kapattı. Sahne, artık sadece Bakanlıkça düzenlenecek özel törenler için kullanılacak. Kültür Sanat Sen’in sahne ile ilgili bilgi talep ettiği yazısına yanıt veren Güzel Sanatlar Genel Müdürü Salim Tokaç şunları söyledi. “Sanatsal anlamda Ankara’nın tarihi dokusuyla en seçkin salonlarından biri olan Operet Sahnesi bugüne kadar Bakanlığımızın sanata verdiği destek kapsamında tüm kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilere tahsis edilmekteydi. Ancak, Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nin tarihi dokusu da göz önüne alınarak bu tarihi mekâna daha fazla zarar vermemek adına Bakanlığımıza bağlı Koro ve Topluluklar dahil 2014-2015 sanat sezonunda kültürel, bilimsel ve sanatsal etkinliklere sınırlamalar getirilerek sadece Bakanlığımızca düzenlenecek özel törenler İçin kullanılması kabul edilmiştir.”

Sayfa 1 / 7